türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2013 Perşembe

Açılma Hikayem -2-


1. Bölümden hatırlayacağınız üzere duştan çıktıktan sonra babamı salonda otururken buldum. Bornozla salona gelen ben, o an anladım işte, bir şeylerin kötü gittiğini…

“Hadi üstünü giy de gel konuşalım” dedi babam. Üstümü büyük bir tereddüt ve korkuyla giyindim. Komodinin üzerine koyduğum telefona ilişti bir ara gözüm, bir sürü çamaşırın arasında ters dönmüş bir telefon… Bir anda bende şimşekler çaktı tabii “remember remember the fifth of remember” oldum… Ben o telefonu ters koymamıştım ki! Babam telefonumu kurcalamıştı, açık, net.

Salona geçtim. Babam bana bakıyordu, pek melüldü, sakin sakin “otur” dedi.
“Oğlum, biz aile olarak pek fazla bir şeyi paylaşamadık seninle, okuldan gelip doğru odana geçiyorsun, telefon elinden düşmüyor. Korkuyorum… Geçen annenle konuştuk, uyuşturucu aldığını ve gay barlara gittiğini söyledi, eve de geç geliyormuşsun. Bunları konuşmalıyız. Uyuşturucu içiyor musun?” diye bir konuşma geldi babamdan. Hayatımda aklıma Ankara’da gay bar olabileceği veya oraya gideceğim hiç geçmezdi. Bu neyin nesiydi şimdi? Sigara bile içmeyen ve hatta sigaradan nefret eden ben, neden böyle bir töhmetin altında kalıyordum ki? “Bakalım bunun da kokusu pek yakında çıkar” dedim ve gelen konuşma sırasına yanıt vermek adına konuşmaya başladım.

“Baba neden böyle bir düşünceye kapıldınız bilmiyorum ama hayatımda uyuşturucu nedir bilmem ve hiç de gay bara gitmedim” dedim. “Annemi bilirsin biraz abartır. Geçen konsere gittik, ondan geç kaldım. Eh o kadar da sosyal hayatım olsun ama dimi?” diyerekte suçsuz olduğuma inanmasını umdum. Hani gerçekten de suçsuzdum, hayatımda bir kere bile uyuşturucu kullansam ve ya gay bara gitmiş olsam içim acımayacaktı. Bu ileriki konuşmalarda bana bir zırh olacaktı emindim.

“Burutus, gay arkadaşlarınla mesajlaşıyorsun, onlara taktikler veriyorsun, telefonunda bir sürü erkek resmi var. Neden o insanlarla konuşuyorsun? Sana ne onlardan? (ağlayarak) Oğlum beni korkutuyorsun...”
Babamın ağlama konfigürasyonuna ek olarak ne diyeceğimi bilemedim. Ben sadece o insanların aktivistiyim diyebildim ve o zaten benim lafımı hemencecik böldü:

“Oğlum böyle tercihlerin mi var?”

“Hayır yok” diyebildim anca, sonuçta yanlış gelen bir soruydu. Bu işin bir tercih olmadığını, kimse böylesine zorlu bir hayatı tercih edemeyeceğini anlamalıydı. Yalan söylemediğim için içim rahattı ve “Hayır yok” diyerek olayın kapanacağını umdum ama hiç de öyle olmadı…

Bu olay ve peşi sıra gelen olaylar daha karmaşık dönemlere ve depresyonlara gebe idi…

3’ü bekleyin bebişlerim …

Sevgiler pıtırcıklar. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Koccamaaaan Öpüldünüz. Muaaah

12 Ekim 2013 Cumartesi

Flörtün 7 Kuralı


"doğru flört evliliğe, yanlış flört ayrılığa götürür"
Daha kezban bir blogger olsam da, flört deyince akan suları durdurur, akmayan şelaleye su veririm.  Gel gör ki reel hayatımda bunları yapamasam da flörtünde kuralları vardır anacım. Trafiğin nasıl kuralı varsa flört de kendi içinde bir kurallar bütünü.

Çok yakın hetero bir arkadaşım hep derdi; 'doğru flört evliliğe, yanlış flört ayrılığa götürür' diye. Velhasıl, öyle kolay iş değildir uzaktan uzaktan sevmek, maharet ister evvela!!

Kendim aşşağıda yazan kuralları uygulamayıp, kalbimin sikimsonik hislerine kapılıp gitsemde, ben kötü bir örneğim. Siz benim gibi olmayın aşağıdaki kurallara uyun!!

Kural 1: Aşkından ölseniz bile, bunu karşı tarafa göstermeyin. Teslim bayrağını çekmeyin.

Efendim ben hep ayy aşkım cicim dedim, olmadı. Hanzolar biraz rahatlık istiyorlar. Gizemli olmak istiyorlar. Siz, siz olun aşkından ölseniz de bunu ona belli etmeyin. Başka birine mi gidiyor? Çok beklediniz de ondan gidiyor. Fazla beklemeyin, az da beklemeyin! Siz benim takipçilerimsiniz yahu, zeki adamlarsınız ayarlayın işte…

Kural 2: Gizemli olun, her an ne yaptığınızı ona haber vermeyin, bırakın nerede kiminle
olduğunuzu merak etsin. Aynı şekilde siz de ona sürekli hesap sormayın.

Gizemli olma sırası artık sizde. Bazen onu kıskandırın. Onun içindeki dürtüleri kendinize çekmenin tam zamanı. Biz erkekler gizemli kişileri pek severiz, o yüzden size napıyorsun diye mesaj attığı zaman ‘ayşe, elif, Ahmet ben oturuyoruz’ diye mesaj atmak yerine ‘arkadaşlar var,oturuyoruz’ diye mesaj atın. Kazanan siz olacaksınız :D Sizde ona karşı çok ilgili durmayın. Bazen ‘ahahhaha’ diye atılan bir cevap moral bozsa da ilişkiye alev katar.

Kural 3: Sizi istediği için görüşün, görüşme faslını zora sokmayın, kendinizi özlettirin.

Kendinizi özlettirin, afaki her sabah, her akşam görüşmeyin.  Sizi görmek mi istedi? 3 buluşmadan 1 inde bir işiniz çıksın. Kaşarlık parayla değil :D

Kural 4: Unutmayın onunla beraber olmak sizin için bir ihtiyaç değil tercih. İstemekle muhtaç olmak arasındaki çizgi ince gibi gözükse de aslında ikisi oldukça farklı şeyler.

O hayatın doruk noktası, nirvanası, ilahı değil. Onu ilahlaştırmayın. Neler gelir, neler geçer. Onunla birlikteyken ona sadık olun ama ayrılınca, çıkma teklifinizi kabul etmeyince oturup bir hafta yas tutmayın. O geçen bir haftada en az 2 kişiyle daha tanışabilirsiniz.

Kural 5: Flört aşamasında kıskançlık duygunuzu unutun. Sahiplendiğinizi ilk günlerden belli edip karşı tarafı korkutmanıza gerek yok. Fazla sahiplenme gerçekleştiğinde karşı taraf özgürlüğünün kısıtlandığını düşünür. Kendine güvenen kişi zaten başkalarını kıskanmaz. Kendinize güvenin.

‘Ayyy ama ben onu başka çocukla gördüm ama o gece barda yaaaa’ diye bana geliyorsunuz, ağzınızı burnunuzu kıracağım geliyor. Lan aq, sanki o çocukla sevişirken gördün. Kasmayın. Hayatı kendinize de başkalarına da dar etmeyin. Dünyanın en çirkin mahlukatı bile olsanız er yada geç hayat size de gülecektir. Sakin olun bir. Şimdi sıra kendinize güvenmeye geldi. Gene o çok meşhuuuur İsviçreli bilim adamları istatistik çıkarmış ve diyorlar ki kendine güvenen erkeklerin %81 i kendine eş buluyormuş. Kendine güvenmeyener de ise bu durum %56 imiş. Kendinize güvenin olum. Neler neler var.

Kural 6: Buluşmada küçük sessizlikler sizi korkutup farklı konulara atılmanızı sağlamasın. Sessiz kalışınız karşı taraftakinin merak duygusunu harekete geçirir ve ilgi odağı olursunuz.

Herkeste, konuşma sırasında açılan konu darboğaza girip, bütün söylenecekler bittiği an ‘lan ben şimdi ne söyliycem’ düşüncesiyle saçma sapan konulara girmeler olmuştur. İşte tam o düşüncenin arkasından peşi sıra gelen saçma sapan konuşmalara hiç gerek yok. Daha öncede dediğim gibi, kasmayın. O sessizlikler partnerinizde daha bir merak ve beraberinde gelen ateşi getirir. Gizemli ve ateşli uuuuwwwwww.

Kural 7: Ona eski ilişkilerini sormayın, o sorsa bile siz de sakın ama sakın anlatmaya
kalkmayın. Bunları konuşmak için çok erken, geçmişinizi değil birbirinizi tanımaya çalışın.

Geçmişte takılıp kalmak, eski sevgilileri durmadan düşünmek gerçekten çok saçmadır. Kaldı ki yeni flörtünüzün bunu bilmesine ne gerek var? Eskileri anlatıp durursanız, onu istemediğinizi ve eski partnerinizi özlediğiniz için yeni flörtünüzde onu aradığınızı belli edersiniz. Yapmayın. Eğer herkese eski sevgilinizi anlattığınızı fark ederseniz, cidden o eski sevgiliyi unutamamışsınızdır. Ama artık unutma zamanı geldi de geçiyor. Hala unutamıyorsanız psikoloğa danışın derim.

Maddesi gelmişken söylemekte de fayda var, gene İsviçreli meşhuuur bilim adamlarının yaptığı istatistiğe göre; beğenmediğin talipline onu istemediğini söylemek için %42 oyla birinci sırada ‘ben eski sevgilimi unutamadım’ yalanı geliyormuş. Siz siz olun seni istemiyorum diyin. Yalan söylemeyin.


Burutusten sevgilerle,  eğer ki bürütüs buradaki kurallara uysaydı şimdiye aile babasıydı falan aahahahaa kendinize iyi bakın canlarım bir sonraki yazıda görüşmek üzere… bye by